Boşandıktan Sonra

Bu Süreçleri Ruh Sağlığını Bozmadan Atlatmak

Hiç kimse boşanmak için mutlu bir yuva hazırlığına girişmez. Ne yazık ki bazen büyük umutlarla ve büyük heyecanlarla başlayan evlilikler, tek çıkar yol olarak görülen boşanmalar ile sonuçlanabilmektedir. İnsanlar yapısı itibarıyla mutluluğu yakalama konusunda çok çabuk adapte olabilen bir canlı iken, mutsuzluğa karşı bu kadar dirayetli olamayabiliyor. Herkesin hayatında mutlu olduğu anlar kadar mutsuzlukları, sevinçleri olduğu kadar üzüntüleri de oluyor. Mühim olan en zor anlarda bile ruh sağlığını koruyarak zor zamanları atlatıp bu sorunların üstesinden gelmektir. Boşanmanın getirdiği mutsuzluk, sanıldığı kadar çabuk geçecek bir duygu seli olmayabilir. Bu yüzden pek çok kişi, boşanmadan sonraki üzüntüye yenik düşerek depresyona dahi girebiliyor.

Bu tür durumlara ruh sağlığını optimum düzeyde tutarak yani boşanma sürecini günlük yaşamda karşılaşılan zorluklardan biri gibi görebilecek seviyede üzüntü yaşayabilecek seviyede tutmak için uzmanların tavsiyelerine de kulak vermekte fayda vardır. Uzmanlar, boşanmaya karar veren eşlerin, bu zorlu süreçte düştükleri yerden nasıl kalkacakları ve kendi yollarına gitmeyi başarabilecekleri konusunda çeşitli önerilerde bulunmaktadır. Dolayısıyla ayrılık ve boşanma aşaması nasıl daha kolay atlatılabilir sorusuna yanıtlar sunulmaktadır.

Boşanmanın Aşamaları

Aile ve ilişki terapistleri, boşanmanın iki insan arasındaki duygusal ve kişisel beraberliğin sona ermesi olduğuna dikkat çekerek ve evli bir çiftin beraberliğinde sıkıntı, bezginlik duygularının, keyifli anlardan daha fazla yoğunlaştığı noktada çiftlerin problemlerinin de patlak vermeye başladığını belirtiyor. Boşanma hususu, bu tür problemlerin devamın ortaya çıkan ve tıpkı evlilik gibi bir durum olarak değerlendirilmesi gereken bir konudur. Boşanma öncesi, sırası ve sonrası yaşanabilecek bazı ortak özellikli duyguların akabinde onlara eşlik edebilecek davranışlar da bazı kalıplara girmektedir.

1.Boşanma Öncesi Dönem:

Bu dönem, boşanma yoluna gidecek çiftlerin düşünme dönemidir. Bu dönemde evliliğin hiç de hayal edildiği gibi devam etmediği ve tatsızlık yaratan gerçeklerin farkına varılması öne çıkmakta ve çiftler tarafından kavranmaktadır. Bu dönemde aile ve ilişki terapistlerine göre önce tatminsizlik, hoşnutsuzluk, eşe ve ilişkiye yabancılaşma görülebilirken; sonrasında yoğun korku, çok büyük acı/keder, şok, boşluk,  kaos, yetersizlik ve düşük benlik değerinin tecrübe edilmesi gibi duygu durumlarının ortaya çıkması olası görülmektedir. Bu duygularla baş ederken çiftlerde bazı davranış özellikleri dikkat çekmektedir. Bunar;

  • Eşle sorun yaşanan konularla ilgili yüzleşmek
  • Tartışmak / münakaşa etmek
  • Evliliği rayına sokmak için terapi arayışına geçmek
  • Fiziksel ve duygusal olarak içe kapanmak
  • Sorunları inkar edip her şey yolundaymış gibi yapmak
  • Sevecenliği ve masumiyeti geri kazanmaya çalışmak

gibi davranış şekilleri olarak görülmektedir. Söz konusu dönemde çiftlerin  bilmesi gereken en önemli şey; boşanabilmeleri için önce ilişkilerinin düzelmesi gerektiğidir. Aile terapistleri boşanma öncesi dönemde çatışma devam ettiği sürece boşanma sürecinin zor ve sancılı olacağını söylemektedir.

2.Boşanma Sırası Dönem:

Yapılan araştırma ve gözlemlere göre boşanma sırası dönemde, mahkeme süreci ile başlayıp davaların sonuçlanmasına kadar geçenki süreç ele alınmaktadır. Genellikle yaygın şekilde görüldüğü üzere boşanma sırası dönemde eşlerden biri ya da her ikisi depresyona girebilir; kızgınlık, ümitsizlik hissedebilir, kendilerine acıyabilir, yoğun öfke, üzüntü, ve yalnızlık hissedebilir. Bu duyguların görülmesi normaldir. Ancak sürecin ardından yas tutma ve rahatlama sürecine geçilmesi gerekmektedir. Boşanma sırası dönemde, çiftler arasında pek çok konuda pazarlık etmek, çatışmaların yaşanması, tehditler ve intihara teşebbüs gibi büyük olumsuzluklar da söz konusu olabilmektedir.

Boşanmada mahkeme süreci boyunca eşler artık fiziksel olarak ayrı yollara gitmekte ve boşanma işlemleri kanuni olarak başlatılmaktadır. Buna paralel olarak ekonomik düzenlemeler yapılır ve akraba ile arkadaşlara durum açıklanır. Aile terapistlerine göre boşanma sırası dönemde yapılması gereken altın kuralların başında, aileler ile temasta boşanma konusunun en az şekilde gündeme gelmesi tavsiye edilmektedir. Eğer aileler arasında konu sürekli konuşulmaya başlandıysa, bu kişilerle temasın azaltılması ve sürecin sessiz yaşanabilmesi kıymetli olacaktır.

3.Boşanma Sonrası Dönem:

Boşanma sonrası dönemde dengenin yeniden kurulması gerekmektedir. Bu dönemin başarılı şekilde atlatılması ile boşanan kişiler daha iyimser, kararlı, coşkulu, meraklı olmaya başlamaktadır. Yapılan gözlemler ile bazı durumlarda pişmanlıkların ortaya çıkmasının yoğun bir şekilde olduğunu göstermektedir. Fakat daha sonraki süreçte boşanmanın kabullenilmesi ile birlikte, kişinin kendine güveninin arttığı, benlik değerinin yeniden yükseldiği ve bütünlük hissine ulaşarak bağımsızlık duygusunu tekrar yaşadığı ortaya çıkmaktadır. Boşanmanın sona erdiği bu dönemde; yeni arkadaşlarla görüşülmeye başlanabilir, yeni bir yaşam biçiminin ve  çocuklar için günlük bir rutinin oturtulması ile kimliğin oluşturulması gündeme gelebilmektedir.

Boşanma Süreçlerinde Yapılması Gerekenler

Ruh sağlığını olumsuz etkilemeden boşanma süreçlerini atlatabilmek için aile terapistlerinin bazı önerileri bulunmaktadır. Bunlar arasında öncelikle boşanan çiftlerin, kendi iç dünyalarında, eşleriyle ilgili yarattıkları modelin gerçek olup olmadığını anlamaları, o insanı gerçekçi anlamda görmeleri gerekiyor. Ayrıca bu kişilerin, yaşamlarında farklı duygusal yatırım alanları oluşturmaları gerekmektedir. Buna örnek olarak;

  • Kaliteli ve güvenilir bir arkadaş grubuna yönelmek
  • Hayvan sevgisi
  • Toplum yararına gönüllü çalışmalara katılmak
  • Gerçekleştirmek istedikleri faydalı hobilere yönelmek

gibi seçenekler öne sürülebilmektedir. Tüm bunlarla beraber boşanmanın ardından genel anlamda karşı cinsle dostluklarını da geliştirmeleri de önem taşıyor. Çünkü bir yaşamın, maddi beklentilerden soyut olacak şekilde insan odaklı olması gerekiyor. Kişiler kendi bireyselliklerini dostluk olarak da yaşamalıdır. Bu tür durumlarda karşı cinsten bir dosta sahip olmak kimi zaman boşanma sürecinde eşin daha net sorgulanmasını sağlayabilmektedir. İlişkinin iyi gitmeyen taraflarını bu şekilde objektif olarak görmek mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla da gerçekten zorlanılan süreç içinde terapi desteği de alınması gerekebilmektedir. Çünkü bazı insanlar düşünce olarak evliliğin kötüye gittiğini fark etse bile harekete geçmedikleri için ciddi sıkıntılar yaşayabilmektedir.

Kadınların Boşanma ile Baş Edebilmesi İçin Yapılması Gerekenler

Kadınlar boşanmanın ardından ruh sağlıklarını koruyarak zorlu süreçleri atlatmak adına bazı noktalara dikkat ederek hareket ederlerse daha kolay bir boşanma sonrası dönem geçirebilmektedir. Öncelikle boşanmanın neden olduğu yas süreci mutlaka kendini bir şekilde gösterecektir. Bu yüzden moral bozukluğunun kadınlar açısından yoğun olduğu bu dönemde hayatın akışına etki edecek ciddi kararlar alınmaktan kaçınılmalıdır. Aile ve ilişki terapistlerinin boşanan kadınlara sundukları tavsiyeler içinde şunlar yer almaktadır:

  • Kadınlar boşanır boşanmaz her şeyle birden mücadele etmeye kalkmamalıdır.
  • Alınan kararlar yeni hayatı şekillendireceği için acele karar vermekten kaçınılmalıdır.
  • Çalışmayan kadınların iş bulması önemlidir. Bu sayede kadının kendi ayakları üzerinde durabilme bilinci gelişeceğinden, kadının kendine güveni ciddi oranda artacaktır.
  • Eski eşe ait eşyaların evde bulundurulmaması, saklanmaması veya elde tutulmaması boşanma sonrası geçiş dönemini başarılı atlatma konusunda önemlidir.
  • Uzun zamandır değerlendirilmeyen kuvvetli yanlara ve yeteneklere odaklanılmalıdır.
  • Evlilik süresi boyunca yapmak isteyip bir türlü yapılamayan hobi ve aktivitelere yoğunlaşılmalıdır.
  • İmkan dahilinde ise kısa veya uzun süreli bir tatile çıkılmalıdır.
  • Mutlaka aile ile görüşülüp destek alınmalıdır.
  • Yakın arkadaşlardan uzaklaşılmamalıdır.
  • Yeni insanlar tanışmaktan çekinmeyip, yeni gönül ilişkilerinde de sınırları ve kuralları kendi başına belirlemeye özen gösterilmelidir. İlişkilerde aceleci davranılmamalıdır.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı